11 Ocak 2014 Cumartesi

TEMEL PRENSİBİMİZ "MUTLU OLMAYI HAK EDİYORUZ"

                                               

                                                        İMKANSIZA AŞIK OLMAK

                                                                    Aşık olmak ...


Aşık olmak bir bankada çalışmak gibidir.
Tüm gün onca paranın içinde yüzerken, elinden milyon dolarları geçirirken mesai saati bittiğinde cebinde 5 kuruş para olmadan eve dönmek gibidir aşk. Tüm gün önünde duran paralar ile 'benim olsaydı' diyerek başlayan hayaller kurup bankadan çıkınca asla o paraya sahip olamayacağını anlayıp hayal kırıklığına uğramak gibidir. Biz genelde imkansızı severiz derler hep. Aslında imkansızı, ulaşılamanı ya da mükemmeli sevmeyiz bizim olmayacak insanlara aşık oluruz sadece. Bunu da 'neden çok istediğimiz şeyler olmaz' diye bir tabirle geçiştirir bir nevi isyan ederiz. Genelde aşık olunca ve o yar sizin olmayınca oturup sabaha kadar içilir, sarhoş olunur. Sevdiğini aşık olduğunu kabullenmez insan. Bunun içinde tek kaçış yolu küfürdür. küfür herkes tarafından ayıplanır. bende sevmem küfürü. Fakat küfür bazı insanlar için kendini ifade etme biçimidir. Peki hiç düşündünüz mü? Neden aşık olmak istemeyiz? Aşk neden bize hep kötü anlatıldı. Oysa masallar hep mutlu sonla biterdi.

Peki ya siz nefes almakta zorlandınız mı? 
Onun fotoğraflarına bakarken 'aşkımlaaa <3' diyerek bir fotoğraf paylaştığını gördüğünüzde gözünüzden akan bir kaç damla yaşı fark etmediniz mi? işte en zoru da budur. Hiç bir zaman hiç değer verilmeyecek insanları severiz biz. Mutluluğu hak etmeyenleri mutlu ediyoruz. Koskaca MUTLULUĞA bizi yıkacak bir HOŞCAKAL sığdırdılar hayatımıza.

Kendizi mutlu eden birini aramaktan vazgeçin. İnsanlar biribirine yasaktır. Kendinden ve çikolatadan başka hiç bir şey seni mutlu edemez. Gülüp geç. Mutluluğu hak ediyoruz. 
Neymiş temel prensibimiz "mutluluğu hak ediyoruz" 



30 Kasım 2013 Cumartesi

HAYATIN İÇİNDE BİR MELEK. MELEĞİN İÇİNDE BİR DİSLEKSİ.


                   HAYATIN İÇİNDE BİR MELEK.

                   MELEĞİN İÇİNDE BİR DİSLEKSİ.


Merhaba;

Ben Hazal. 14 yaşında lise öğrencisi bir kızım. Hikayeme nerden başlayacağımı bilmiyorum. Kimsenin bilmediği bilmesini istemediğim geceleri ağladığım bir hastalığım var. Ben 14 yaşında DİSLEKSİ bir kızım.

Okulda yazı yazmaya geç başlamam “e” harfini geç öğrenmem ile başladı her şey.  İlerleyen dönemlerde okulda yapılan okuma yarışmaları vardır bilirsiniz. En yavaş ve yanlış okuyanı bendim. Bu bir süre devam etti. Umursamadım. Evet ortaokula geçtim. Puanlarımın birden düşmesi sınavlarda yaptığım okuma ve sayısal yanlışlıklar bir hata mıydı? 45 sayısını 54 diye okumak da neyin nesiydi? Bu kadar başarılıyken  şimdi sağlık okuyorum. Sınav notlarım birbirinden düşük. Asla okumak istemiyorum. Sürekli yanlış yapmak eziklenmek sınıf içinde rencide olmak çok acı verici. Üstelik bu hastalıkla aileniz bilmeden mücadele veriyorsanız her şey iki kat daha zor. Notun düşük mü geldi evde bir ton azar işitiyorsunuz. Ama kimse disleksi olduğunuzu bilmiyor. Bu yüzden psikolojik  tedavi göremiyorsunuz. Kendi çabalarınızla bu olmuyor. Keşke bunu aileme söyleyebilsem… belki bir gelişme olur ama ne fayda. Babam saçmalama kızım öyle şey mi olur ? diyecek. Maalesef bunu saklayacağım.

Kısaca bu hastalıkla mücadele eden arkadaşlarım varsa beraber savaşabiliriz. Bunu yenmek mümkün değil ama azaltabiliriz. Bana asla blog yazamazsın dediler. Şimdi ise daha düzgün yazmak için bir arkadaşıma yazımı gönderiyorum ve düzenletiyor yayına veriyorum. Hastalık hiçbir şeye engel değildir.

Bakın bu son paragrafın aslı buydu:

Kısaac ub hastaılkla mücadeel eden arkadaşlarım vasra beraber saavşabilriz. Buun yemnek mümkün değil ama azatlabiliriz. Baan asla lbog yazaamzsın dediler. Şimdi ise daha dügzün yazmak iiçn bir akraadaşıma yazım gödneriyorum  ev düzenleityor yayına veriyorum. Hatsalık  hibçirşeye engel değidlir.

Görüyorsunuz halimi. Yapacak hiçbir şeyim yok. Lütfen insan olun azcık mantıklı olun. Bize gerizekalı muamelesi değil normal bir insan gibi davranın. Size disleksi hastası bir kız olarak yalvarıyorum.

                                                                                   Sevgilerle Hazal AYAR

23 Temmuz 2013 Salı

Herkesin Bir Dostu Vardır...

                               

      Herkes bilir bu hayatın tek başına yaşanmayacağını... Ama nedense kimse bunu kabul etmez.Hep bi eş, sevgili veya ruh ikizini bulmaya çabalar. Ama doğru kişinin karşınıza ne zaman çıkacağını arayarak bulamayız. Zaten bu süre zarfında birde bakmışız ki yalnız kalmışız.


     Ama ben hiç bir zaman yalnız kaldığımı hissetmedim. Bir çoığumuzun vardır arkadaşı.Ama kaçına dostum diyebilyosunuz. 

       Şahsen benim kardeşim dediğim deli dolu bir insan var. Gerçi ben pek insan olduğuna inanmıyorum.Ya melek ya da süpriz yumurtadan çıktı. :) Beni hiç yalnız bırakmayan bu şapşal insanı çoooooookkk seviyorum. Bunu nası başardı bilmiyorum ama o benim en değerlim. Belki bunu görünce bana kızacak ya da vereceği tepki "Lan günlerdir beni beklettin yapacağın süpriz bu muydu ??!!" olur. İlk blog yazımda onu anlatmak istedim. Benimle güldü benimle ağladı. Aslında o bir çok erkeğin aradığı bir kız.Ama bunun farkında değil. "ben niye sapım niye sevgilim yohh" diyerek dolanır ortalarda. Bizde onun bu hallerimne kahkahalar atarız. haa bu arada unutmadan söyleyeyim adı da SAYMIN. Biliyorum biraz garip. Gerçi o ismide biz koyduk ona. Neyse konuyu dağıtmayalım. Sevgiliydi şuydu buydu onlarla uğraşmayın. Gerçek bi dost bulun. Zaten o size sevgiliyide kocayıda bulur. :)